Kaş -iyileşmeye-
Kaş’taki ilk sabahımız odasız, çatısız ve son zamanlardaki nadir huzurlu anlardan biriydi.
-Çünkü bir sabaha bileğinizdeki bilekliğin bir parçası genç insanların ölümüyle uyandığınızda huzurdan bahsetmek boğazınızı tıkıyor. Bir bileğinizdekine bir haber mecralarına bakıp daha ne kadar çaresiz olabileceğinizi düşünüyorsunuz. Bilekliğin parçası genç insanlar umutla çıktıkları yolda düştükleri için bileğiniz yanıyor. Ne güzel renkli bileklik fazla geliyor vücudunuza. Siz de bir kere düşmüşsünüz yola. İyileşmeye. Boğazınızda yumrularla yaşayıp elinizden gelmeyene ah ederek an’lardan huzur devşirmeye… -
-Çünkü bir sabaha bileğinizdeki bilekliğin bir parçası genç insanların ölümüyle uyandığınızda huzurdan bahsetmek boğazınızı tıkıyor. Bir bileğinizdekine bir haber mecralarına bakıp daha ne kadar çaresiz olabileceğinizi düşünüyorsunuz. Bilekliğin parçası genç insanlar umutla çıktıkları yolda düştükleri için bileğiniz yanıyor. Ne güzel renkli bileklik fazla geliyor vücudunuza. Siz de bir kere düşmüşsünüz yola. İyileşmeye. Boğazınızda yumrularla yaşayıp elinizden gelmeyene ah ederek an’lardan huzur devşirmeye… -
Kaş otogara indiğimizde gün yeni aydınlanmaya başlıyordu ve pansiyonumuzun nerede olduğuna dair elimizde ismi dışında hiçbir bilgi yoktu ama elbette bu yolculuğumuz için çok ufak bir detay(!) Daha önce hiç bulunmadığımız bir yeni yer’de kendimizden emin boş caddede yürümeye başladık. Her şey yolda çözülür. Yola çıktıktan sonra. (Evet yolda olmak felsefesi yapmayacağıma dair söz vermiştim ama insan bir yere kadar dayanıyor.) Ve günlerin başladığı yer ‘Bahar Pansiyon’ hiç aramadan karşımıza çıktığında sanırım bu yüzden çok şaşırmadık. Ne bulacağımızdan emin çıktığımız merdivenler bizi çatısız sabahımıza ulaştırdı. O gün farkettim ki hiçbir teras sizi hayal kırıklığına uğratamaz çünkü hangi çirkin betondan yükselirse yükselsin gökyüzünü eninde sonunda görebiliyorsunuz. Güzelim yol arkadaşlarım aykaraduman ve bernarchy ile o terastan komşu teraslara, yeni aydınlanan gökyüzüne, onun bittiği yerde başlayan dağa ve denize bakıp önümüzdeki birkaç günün güzelliğini böylece öngörebildik.
Sular -aylak bedenlere-
Önümüzdeki günlerde Kaş merkezden yürüyerek ulaştığımız Küçük Çakıl, Büyük Çakıl plajlarıyla merkezden minibüslerle ulaşılabilecek Hidayet Koyu ve Kaputaş sahiline giderek ‘arkamızdan gitmişken görmemişler denmesin’ kuralına uyduk hem de uzun zamandır karşılaşamadığımız güzel sulara daldık.
Kekova -hayal ile gerçek arasında bağ-
Kekova’ya bağlı Kaleköy/Simena ise Kaş merkezden tekne turlarıyla ulaşabileceğiniz görülmeye değer bir güzel. Gitmeden önce görmeyi merakla beklediğim bu köyün güzel denize kıyısı ve tarihi öneminden çok burada yaz kış yaşayan yüz küsur insan olduğunu öğrenmem o günün kazananı oldu. Güneşin altında bu kez de ‘o tepeye çıkmadan dönmüşler’ denmesin kuralına uyarak o tepeye çıktık. Simena Kalesi’nin girişinde yamaca sıfır yapılmış taş evin fotoğrafını çekip hayallerüstü evin önündeki ilkokul kitaplarıyla gerçeklik arasında bağ kurmaya çalışırken manzaraya sırtını dönmüş plastik sandalye tepesinde oturan bir abiden "bu sıcakta ne derdiniz var da çıktınız buralara kadar" cümlesini işitip gerçekliğe sağlam bir dönüş yapabildim. Muhabbet devam ederken öğrendim ki orada Kültür Bakanlığı’na bağlı olarak çalışan atanmış bir memurmuş. Ne güzel bir yerde yaşadıklarını ben tekrar ettikçe sen bir de onu bize sor bakışlarıyla cevap verip durdu. Muhtemelen sıcağa, ihtiyaçları doğrultusunda yaptıkları alışverişin yükünü tepeye kadar taşımaya, dar alandaki rutinlerine bizim baktığımız yeni gözlerle artık bakamıyorlardı. Orada öğreniyorum ki işte bu köy birbirini tanıyan yüz küsur kişiden oluşuyormuş. "Peki okumaya giden evlenip ayrılan yeni nesil olmuyor mu?" diyorum. Çok fazla köyden ayrılan olmadığını köyün İngiltere’ye gidip eğitim gören bir gencinin bile geri dönüp orada iş kurduğundan bahsediyor gururla. Kekova dışarıdan masalsı gözüken içinde kaldıkça ise gerçeğine ne yazık ki yaklaştığımız bir güzel olarak fotoğraf karelerinde öylece kalıverdi. (2)
fotoğraflar: bahar mumcu
devam edecek


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder